Bir Buluşma Sonrası Raporu – Wizards of Istanbul IV

Bir Buluşma Sonrası Raporu – Wizards of Istanbul IV

10 Ocak 2010…

Sevgili Voiiyciler!

Wizards of Istanbul 4 – The Invasion, 2010 yılının ilk RPG toplantısı oldu. Mert dördüncü buluşmamızın ismini ‘The Invasion’ olarak seçerken, muhtemelen bu derece bir katılımı beklemiyordu.

6 Ocak günü listeleri sayarken, oyun yöneticileri dahil toplam 70 kişilik bir listemiz olduğunu gördüğümde duyduğum heyecanı hatırlıyorum… Bu akşam hem organizasyonda koşturup, hem de bir masaya serbest bir oyun oynattıktan sonraki yorgunluk ile listeyi sayıp 84 kişi görmemin verdiği mutluluk başka birşeydi.

[nggallery id=6]

Neler oldu?

- Emre Çanayaz yine affetmedi. Önce Dragonlance masasında hikayeyi zaferle tamamlayan oyuncularına Cataclysym’den birkaç dakika önce İstar’da olduklarını hatırlattı. Yetmeyince üstüne bir de “All Flesh Must Be Eaten” oynattı. Tabii bu sefer zombi istilasında bir grup insan oldukları için oyun 15 dakika sürdü…

- Çağlar’ın masasından gün boyunca ara ara ‘Waaagh’ uğultuları eksik olmadı. Bir ara bir bebeği ağlatmayı becerdiler. Sonra ‘Adımız sataniste çıktı’ diye surat yapmayın! 40k sonrasında ‘Bang!’ oynandı.

- Deniz, bir önceki akşam saat 02:00′de aldığı ‘Abi acil masa açman lazım!’ çağrısını cevapsız bırakmadı. Mekana en erken gelen insanlardan birisi oldu. Sabahlara kadar hazırladığı masasının kayıtlı oyuncuları gelmeyince, korsan masa olarak kayıtsız oyuncuları toparladı, yeni oyunculara WoD Vampire nasıl olurmuş gösterdi.

- İlker masasına gelecek oyuncuları ile önceden konuşup ‘Mafya oyunu oynatacağım, ona göre gelin!’ diye uyarmış olsa gerek ki, siyah tonların ve şekilli ayakkabıların hakim olduğu bir masası vardı. Kafasından çıkarmadığı fötr şapkası ile CyberPunk Mafia oynattı, bu sefer bütün oyuncularını öldürmedi.

- Candaş Tekman bu ay İlker kadar affedici olmadı. Bütün masasını bir hidra kemirdi! En azından duyduğum kadarıyla. Ayrıntılı bilgiyi alacağım! :D

- Serkan Özay’ın Mutants and Masterminds masası yine en keyifli masalardan birisiydi. Freedom City’nin kadrolu kahramanları Daedalus, Miss Liberty, Dr. Metropolis ve saz arkadaşları, tam takip edemedim, ama birilerini kötü dövdüler.

- Özgün’ün masası tam benim arkamdaydı, açıkcası sırtım dönük olduğu ve başı ciddi kalabalık olduğu için en az takip edebildiğim masa oldu. msn’de yakalayınca sorayım ne yaptılar!

- Benim masam, hiç hesapta olmamasına rağmen Gülçin’in ricası üzerine açılan bir masaydı. Rüyalar, büyüler ve Ay’ın peşinde çok farklı bir macera yaşadılar. Yine Pathfinder, yine Varisia!

- Mehmet’in Uzakdoğu maceraları masasında Japonca kursundan geldiği için geç gelen ‘Miswoq’ kod isimli arkadaş oyunda kıyameti kopardı. Küçük çocukları balta ve şiruken ile kovaladı, ihtiyarlara bıçak attı. Bilemiyorum sonra başlarına ne geldi?

- Geist masası, sessiz sakin ama gördüğüm kadarıyla hikayesi yoğun bir masaydı. Günün sonunda bütün oyuncular karakterlerini benimsemişti. Mortaç kod isimli şahıs, kayıtsız gelmesine rağmen ikinci masası olarak son anda Geist’a dahil olup, son sahnenin tehlikeli adamını oynadı!

Şu anda bunları sesim kısılmış ve üçüncü pastilimi yerken yazıyorum. Kendi adıma diyebilirim ki, çok yoruldum, ama çok güzel bir gün geçirdik ve Wizards of Istanbul için çalışmaya devam edeceğiz.

Katılan ve bugünü bizimle birlikte geçiren bütün ‘Voiiyci’lere çok teşekkür ederim! :D

Not: Unuttuğum detaylar varsa yorum olarak yazının altına girin!

Ayrıca gönüllü katılımcılardan o gün masalarında oynadıkları oyun hakkında kısa birer yazı alırsak sitede yayınlayacağız! :)

- Can ‘hikayeci’ Sungur

İstanbul’un Büyücüleri!

Gerçekten Can’ın yukarıda belirttiği gibi IV. Etkinliğin ismine “The Invasion” yazarken bunu beklemiyorduk. Kafamızda Can ile çeşitli hesaplar yapmıştık. Mesela her ay 2 masa artıyordu, bu artışla giderse “Süper olur!” diyorduk. Daha 2 ay önce 2 masa arttırma gibi planlarımız varken birden bire 10 masa ve 84 kişi ile karşılaşınca gerçekten neye uğradığımızı şaşırdık.

Bütün bir gün koşturmacanın arasında ben Can’ın suratındaki gülümsemeyi görüyor, insanların takır takır oyunlarını oynadığını, kahkahaların atıldığını, kısacası insanların “eğlendiğini” gördükçe tekrar aklım 4 ay önce Oyun Mühendisinin 2. katında kurulan 2 masaya gidiyor.

İlk Wizards of Istanbul buluşması taş çatlasa 15 kişiydi arkadaşlar. Can ben bunu her anlattığımda “Gene mi bunu anlatıyorsun olm?” dese de inkar edemiyorum, tekrar düşünüp düşünüp kendimi büyülenmiş buluyorum. Oyun Mühendisi’nin ikinci katında sadece benim “Cyberpunk” masam ve Can’ın Pathfinder masası vardı. Üçüncü bir masada beni yalnız bırakmak istemeyen arkadaşlarım Magic oynamaktaydılar! Kısacası kalabalık yaptılar!

Orada herşeyin başlangıcında Can ile konuştuğumuzda aklımızda tek bir soru vardı “Bunu bir daha yapalım mı?”

Yaptık…Sonra bir daha yaptık, sonra bir daha!

Dile kolay arkadaşlar, 84 kişi.

Bu yolun başından beri bizim yanımızda olan o cesur 15 kişiye teşekkür etmek istiyorum öncelikle, onlar olmasaydı belki bu hevesimizi bulamayacaktık!

Onlar bir yana bizleri kırmayıp masa açan, oyun oynatan, Wizards of Istanbul’un bel kemiğini oluşturan muhteşem Oyun Yöneticilerimize ayrı ayrı teşekkür etmemiz gerekiyor!

Tabii ki oyuncularımıza, bizleri yalnız bırakmayıp bizimle beraber yola devam eden, aramıza yeni katılan bütün büyücülerimize teşekkür ediyoruz! Gene gelin! Hep gelin!

Bütün bunlar için çaba harcayan, bütün herşey olup biterken beni yalnız bırakmayıp “Yapabilir miyiz?” sorusuna hep bir yanıtı olan dostum ve ortağım Can ‘hikayeci’ Sungur’a ise minnettarım, bütün bunlar sen olmasan olmazdı!

Ayrıca sorduğum bu soruya en güzel yanıtı bugün 84 kişi verdi sanırım.

“Yaptık, hep birlikte…”

“Yapmaya devam edecekmiyiz peki? Bence bunun cevabını zaten biliyorsunuz!”

- Mert  ’Fool Arcana’ Günhan

Yazar hakkında