6 Şubat 2009 günü, katılımcı sayımız en sonunda yüzü geçti. 104 kişiyle üç haneli bir sayıya ulaştık. Darısı dört haneli rakamların başına! :)
Bakalım neler oldu… Hemen kapının yanındaki masadan başlayarak hatırlayalım:
Candaş Tekman! Gayet zamanlı bir şekilde yola çıkmasına rağmen Kameriye ve Minibüs Yolu arasındaki kısa mesafede pek çok kırtasiye, eczane ve bakkalın hain tuzaklarına yakalandı. Survival zarları sürekli düşük geldi (kaderin cilvesi?), aynı dükkanın önünden dördüncü kere geçince kaybolduğunu fark etti. Yine de serde erkeklik var deyip aramadı, etkinliğe azcık geç geldi ama yine her zamanki performansını sergiledi. (Dört oyuncusunun dördü de öldü).
Aydın’ın Ravenloft masası. Gelmeyen oyuncular oldu, onların yerine Cem, Merve ve Özhan’ı aldık. Sanırım oyunun sonunda herkes ölmedi. Bir grup adamın el ele tutuşup sislere atladığı, Brokeback dağlarında çıktıkları, geride kalanların ise Azalin ile çay içtikleri öğrenildi.
Çağlar Kalaycıoğlu sunar: Pathfinder usulü Elder Scroll’s, Oblivion. Çağlar sadece Oblivion’ı Pathfinder’a uyarlayıp, Bestiary’den Clannfear ve Scamp gibi yaratıkları seçmekle kalmamış,karakterlere birbirine giren garip hikayeler yazmış. Sonra arkadaşları Oblivion’a attı tabi. Pınar ise kendisine +1 veren büyülü kolyesi ile Çağlar’a ‘circumstantial bonus’ verdi. (Ayrıca evet, circumstantial yazarken google’dan kontrol ettim.)
İlker’in masası özellikle Bavaria’nın bağrından kopan ve gruba katılan Eren ile gerçek bir ikinci dünya savaşı dönemi oyunu halini kazandı. Oyuna yaklaşık üç saat gecikmeyle gelen ve henüz hayatında ikinci kez bir rol yapma oyunu oynayan Ceren’in doğal yetenek çıkması ve bütün grubu kurşuna dizdirmesi ayrıca ilginçti.
Kaan Günay, oyun matı ve figürleri ile masasını en süslü halde tutan iki oyun yöneticisinden biriydi (Ne varsa oldschool DM’lerde var, bak söylüyorum). Forgotten Realms kepçe idi, onlar adventurer idi… Patso yediler, kola içtiler ve koboldları mahvettiler. Bu arada “Sadece izleyeyim ben” gibi umutlarla gelen Oğuz Sandıkçı, hain bir organizasyon yetkilisi tarafından oyuna sokuldu! :)
Emre Çanayaz, eksik oyuncu ile oyuna başladı. Özellikle Bursa’lı dervişlerin taklidini yaparken şov yapan Emre’nin oyuncuları da en az kendisi kadar neşeliydi. Etkinliğin bir yarısında iki arkadaşımız özellikle Emre’nin oyununu seyretmek için geldiler, bitene kadar da izlemeye devam ettiler. Emre oyunu bittikten sonra diğer masalardan topladığı oyuncularla bir de All Flesh Must Be Eaten oynadı.
Mert Günhan (bizim mert)! Eniştesinin hayalet olduğunu ve sadece beyaz değil, pembe ışıklar da gördüğünü açıklayan Mert Günhan’ın Geist masası oldukça kalabalıktı. Hatta günün ilerleyen saatlerinde Geist masasının etrafındaki Oyungezer forum üyesi ve Oyungezer editörü sayısı o kadar arttı ki, adeta bir değil iki Mass Effect oluştu. Bitmek bilmeyen Mass Effect 2 muhabbeti bütün ruhları kaçırdı!
Epic Newbie lakaplı Emre ‘the Miswoq’ Misvaklı. İlk oyununu oynattı. Kendi yazdığı Respect settinginde, 1920’ler İtalya’sında bir soygun ve peşinden yaşanan ihanetleri konu alan oyununda, özellikle Bahriye’nin içindeki canavar açığa çıktı. İlker’in masasında gördüğümüz acıklı sahneler burada da tekrar ederken, Bahriye ‘Hihohaha’ diye gülerek karanlıklara karışıyordu…
Özgün Güneş, Cthulhu masasını kırdı geçirdi. Tabii ki bu kırma işlemi fiziksel değil, daha ziyade psikolojikti. Elden ele dolaştırdığı korkunç kartları ve Epik Newbie lakaplı Hasan’ın kendi kartına çizdiği KUTUlu esprisi oyunu tüyler ürpertici bir hale soktu. Berker’in beyzbol sopası ise bütün gün elden ele gezdi!
Erol Mazhar Aksoy, yarışmaya WoD ülkü ocaklarından katılıyordu. Kurtuluş savaşında cephede savaşan kurtadamların hikayesini anlattı. Karakterleri Hafize Ana, Mehmet Başçavuş, Sedat Enişte (sonuncusunu uydurdum) gibi karakterlerdi. İlerleyen saatlerde All Flesh Must Be Eaten masasına bir fire vermelerine rağmen çok güzel bir oyun oldu!
Serkan Özay, bu sefer kahramanlarını başka bir çağa taşıdı. Freedom City’nin aşina olduğumuz kahramanları yerine, onların atalarını gördük. Yelda sürekli Serkan’ın DM Screen’inin arkasına baktı. Epic Newbie lakaplı Deniz, karakterleri sorgulayan Nazi rolüyle Serkan’ı şoke etti, videolara malzeme oldu, ikinci Star Wars kid olma yolunda emin adımlar attı…
İlerleyen saatlerde ortaya bir masa açtık, kah kurtadam oynandı, kah göztepe haritası üzerinde survival horror oynandı! FRPWorld forumlarından bu seferlik üç kişi geldi, gelecek sefere tam kadro bekliyoruz! :)
Bir de… Bir masa daha vardı sanırım… Hmm… Mortaç Cameron’s Avatar! Kameriye’nin içindeki minik, yüksek platformu kendi masası için ayıran Mortaç ve oyuncuları, orasının gerçekten de Pandora gibi oksijensiz olduğu gerçeğini birkaç saat geç fark ettiler. Bu arada Mortaç, oksijensizliğin de etkisiyle kamera korkusunu yendi ve muhteşem bir taklit yeteneği olduğunu kanıtlayarak Hasan taklidi yaptı! :)
Ben ve Berkant ise elimizde kamera, kıstırdığımız insanlarla acımasız röportajlar yaptık!
Ya şimdi?
Wizards of Istanbul ekibi yeni yeni şeyler düşünüyor… 13 Mart’taki bir sonraki buluşmaya kadar hepsini yavaş yavaş geliştireceğiz… Bakalım bir sonraki buluşma nasıl olacak!
- can
Ne desem bilemiyorum, insanın hayatında bazı anlar vardır, verdiği kararların nereye gittiğini göremez veya tam olarak kestiremez. İşte Wizards of Istanbul IV’den sonra o 90 kişilik kalabalığı gördüğümde tarif edilemez hissetmiştim. Endişe yok değildi, öncelikle böyle bir kalabalığa, kitleye karşı bir takım sorumluluklar oluşmuştu ve doğal olarak insanların beklentileri vardı. Kimseyi yüz üstü bırakmak, kimseyi hayal kırıklığına uğratmak istemiyordum. Uykusuz geceler geçirmedim değil, üzerine düşünmedim değil, Can ile az kafa patlatmadık değil, kafamızdaki en önemli soru; “Bundan sonra ne yapacağız” sorusuydu. Bu durumda yalnız olmadığımızı anladık, İstanbul’un büyücüleri sadece Can ve ben değildik, bu organizasyona can veren herkes, hepimiz idik büyücüler. Önce 15 kişi, sonra 30, sonra sayamayacağımız kadar çoğaldık…
Fakat zor zamanlarımızda arkadaşlarımız yanımızdaydı, bize yardım edenler, bizimle olanlar, hepinize teşekkürler! Bundan sonra çok daha farklı, çok daha değişik şeyler eminim ki gelecektir, hatta ufaktan size çıtlatayım, gelecek : )
Wizards of Istanbul sizlerin desteği ile büyümeye, üretmeye ve gelişmeye devam edecek, etmeli… Bu yolda bizimle olanlara , ayın o belirlenen gününde asalarını kapıp soğuğa rağmen willpower puanlarını harcayıp bizimle bu macerayı yaşayanlara, yanımızda olamayıp ruhani destek çıkanlara ve kendini büyücü hisseden herkese teşekkürlerimizi sunarız!
Gene bekleriz! Yeni geleceklere ise hoşgeldiniz deriz!
-mert

Ulan hiç birini tutturamadın eheh! ama Sedat Enişte kesin bir sonraki oyunda yer alacak…
Mert’in o gün sohpet ederken söylediği birşey ile anlatmak istediklerime başlamak istiyorum. Mert’e nasıldı gün diye sorduğum zaman “This is how we roll baby!” dedi ve kesinlikle buna katılıyorum. Yıllar evvel daha saklı kent açıkken 4 ay arka arkaya Lachoria conventionları dizisinde çok yorulup çok emek sarfederek ciddi birşeyler yapmıştık. Onun tek farklı yanı interaktif bir hikaye olması ve birçok oyuncunun sürekli gelip bizimle oyun oynmayı seçmesiydi. Wizards of İstanbul bu nacizane rekoru kırdı ve benim “gençlik” hayalim olan bu tür organizasyonlara yepyeni bir lezzet getirdi. Her seferinde sayısını katlaya katlaya yükselen ve sadık tayfasıyla bir sonraki organizasyonda gelişerek büyüyen Woi artık hepimizin çocuğu gibi birşey oldu.
Emeği geçen, katılan, düşünen, eleştiren ve bıkbık eden (iyi olduğumuzu gösterir) herkese teşekkür eder Woi 6′da görüşmeyi dilerim.
Bunun dışında eklemek istiyorum, Kameriye ve mevsimin zor şartlarında bana katlanarak oyunumda rol alan Damla, Duygu, Büşra ve Birtan’a tişkür.
Haa bide Can Sungur’a ayrı bir tişkür, Pocahontas King’s (G)Avatar’a yepyeni bir tad kattı. Oyun süresince Aslan kral türküsünü söylemek için gelen herhalde 30 kişi oyunu böldüde böldü.
İnsanlar disney prodüksüyonlarını seviyorsa bu James Cameron’un derdi dostum! Hey adamım!
Canınızı ekmeksiz yiyim. (hasan evini biliyorum -can)
yine eğlendim çok eğlendim:))
bu sefer minibüsle tarabya’dan adam taşıma sözümü gerçekleştireceğim sanırım,finaller bitti haydi Tarabya Woİ’ye:D
Derviş oldum,kam ana oldum şivem değüştü amma hepsine değdü:D seviyorum seni Woi:D
hazırlayan,katılan,seven gelmek isteyip gelemeyen herkes çok yaşasın emi:))
Hasan göz kırp! Sataşma şefe bak, yoksa alırız kelleyi.
Şef derken, en büyük kuşa binen Navi anlamında mı? :D
o can kırtarsiyenin önünden 8 kere falan geçtim sanırım. vitrindekileri ezberledim resmen istesen şuan çizerim ne nerde diye o derece. 45 dakka orda dolaştım ya. 18 kere sağa sonra 3 kere sola dön gibi değişik tariflere maruz kaldım. allah belasını versin. bir daha level atladığımda survival a vermeyeni… :D
İyi manada yiyim dedim ;/
yok oturup barış çubuğu tüttüren cinsinden :)
işyerimin son dakika gölü sebebiyle gelemedim, çok üzgünüm… bu eğlence kaçmamalıydı. gerçi candaş yine bizi öldürecekmiş ama :D martta buluşmak üzere diyorum artık.
Bütün Sevenlerin sevgililer günü kutlu olsun. Bütün kurbanlarında kurban bayramı kutlu olsun. Hasan sana hergün bayram bugünün kutlu olsun.
Çok güzel bir etkinlikti, geldim, neden Emre Çanayaz’a çocuk katili dendiğini öğrendim, zombilerden kaçtım, gayet eğlendim. Emeği geçenlere teşekkürler.
Daha hiç birşey görmedin…o ne katildir :)
Ahuha ben daha yeni gördüm birşeyler”tıkırdatıyım” istedim. Şöyle ki öncelikle masamı tercih eden herkese sonsuz teşekkürler. Çok eğlendim, umarım sizde eğlenmişsinizdir :D Bununla beraber gelicek Woi ‘ye daha bomba gibi bir senaryo ile gene Ecinni:el Zayii masası açabilirim-eğer yetiştirebilirsem- Bununla beraber Can ve Mert’e de tekrar teşekkürü bir borç bilirim.
Çok iyi bakın kendinize
Seviyom lan sizi :D