Bir Buluşma Sonrası Raporu – Wizards of Istanbul VII

Aylar çabuk gelip geçiyor, Mart ayındaki WoI ile WoI VII arasında hiç zaman geçmemiş gibi geldi bana açıkçası. Belki Yaz saatine geçtiğimiz içindir, bilmiyorum belki psikolojiktir.  Yedi ay oldu tabii, o asla inkar edemeyeceğimiz bir gerçek. Bir başka gerçek daha var ki her geçen gün buluşma sonrası raporları yazmak daha zor gelmeye başlıyor.  Bunun en büyük sebebi bir süredir organizasyonumuz ile ilgili canımı sıkan bir takım faktörlerin olması. Yedi aydır buluşup yeni insanlar tanıyoruz, hep beraber maceralara atılıyoruz, geyiğin dibine vuruyoruz, çılgınlar gibi eğleniyoruz ve her ay ben bunu iple çekiyorum, organizasyondan organizasyona gördüğüm insanlarla tekrar bir araya gelmek benim için en önemli şeylerden birisi ve buna değer veriyorum oldukça. Fakat yedi aydır sadece toplanıp RPG oynamaktan daha başka şeyler sunalım istiyoruz sizlere, kaliteyi sürekli olarak arttırmaya çalışıyoruz, sürekli olarak daha iyisini yapabilir miyiz diye çalışıyoruz, istiyoruz ki daha çok insana ulaşalım, istiyoruz ki daha çok bilmeyen gelsin öğrensin, istiyoruz ki insanların yaşamlarına yeni bir uğraş, yeni bir perspektif getirelim, bunu gerçekten istiyoruz, istiyoruz ve bu bizim için çok önemli, istiyoruz ve bu bizi ay arkası ay bu organizasyon adına çalışmaya iten en önemli güçlerden birisi. Bize bunu verdiğiniz için öncelikle teşekkür ediyoruz.

Çok fazla yazıp sizleri sıkmak değil amacım, biz elimizden geleni yapıyoruz WoI için fakat yeterli olduğunu düşünmüyoruz, düşünmeyeceğiz de, çünkü her adımda daha iyisi, her adımda daha fazlası için uğraşmaya devam edeceğiz.

Şimdi yavaştan neler oldu neler bitti sizlere anlatalım biraz;

Öncelikle bu sefer etkinliğimizde ferahlatıcı bir değişiklik vardı, Kameriye’nin alt katından üst katına taşınarak bu güzel Bahar havasında geçti bütün etkinlik, bir diğer değişiklik ise Türkiye’de Örümcek Adam, Dylan Dog gibi pek çok çizgi romanı yayınlamaya başlayan Hoz Comics’in temsilcisi ve Genel Yayın Yönetmeni İlke Keskin bizimleydi, oyun açan her hikaye anlatıcısına birer çizgi roman hediye etti ayrıca Kameriye’de bir stand açarak ilgililerin sorularını cevapladı, duyduğumuza göre yakında Iron Man’i yayınlamaya başlayacaklarmış.

Birtan Okçu’nun Little Fears masası oyuncularını çocukluklarına geri döndürerek onların en büyük korkuları ile yüzleşmesini sağladı, onların yerinde olmak isteyeceğimi pek sanmıyorum, yatak altı canavarlarından pek haz ettiğimi söyleyemem çocukken.

Serkan Özay ise The New Avengers masasında coştu, süper kahramanlar ve süper anneler çılgınlar gibi süper kötülerin kafasına kafasına vurdu, şehri dağıttı ve dünyayı bir kez daha kurtardı!

Yunus Caner Güner, Avatar: The Last Bearbender (evet ayı bükücü eheh) masasında toprak, su, ateş, hava ve tahtanın gücünü oyuncularına gösterdi.

Mert Erten ise WoI’yi 4th Edition ile tanıştırdı, 4th Edition sevmeyen, ısınamamış, denememiş oyuncular hep göz ucuyla Mert’in masasına baktılar “O kadar da kötü değilmiş yahu, hatta oynanır ki bu” sözleri bile duydum açıkçası.

Çağlar Kalaycıoğlu her zaman ki gibi çok donanımlı gelmişti, çantasında Warhammer 40K figürleri, tankları, gemileri,Marine’leri ve arkada Warhammer müzikleri ile “FOR THE EMPEROR” diye bağıra bağıra oynattı oyununu.

Hüseyin Emir Ergenç’in GURPS masası benim en çok merak ettiğim masaydı GURPS bilmeyen birisi olarak, bir türlü fırsat bulup oturup izleyemedim içimde kaldı.

Erol Mazhar Aksoy “War,War Should Never Change!” oyununa devam etti, cesur kurtlar vatan millet Sakarya, Gaia’nın bağımsızlığı ve bütünlüğü tehlikededir diyerek maceraya atıldılar.

Candaş Tekman ve Berkay Şentürk ikilisi çılgın bir D&D senaryosu yazmışlar, insanların dillerinden düşmüyor doğrusu, aynı zamanda gece 23:30′a kadar devam ettirmişler oyunu Kameriye’de, rekoru elinde tutan bu ikiliyi zamanla geçebilecek olacak mı merak konusu doğrusu : D

Alp Soğancı Dragon Age oynattı, kendisi çok ciddi bir senaryo yazmıştı belli ki, oyuncuları adeta bir Grey Wardenmışçasına Alp’in ağzından dökülenleri dinliyorlardı, kıskandım doğrusu.

Mehmet Ortaç, ya da insanların onu bildiği adıyla Mortaç Demon:The Fallen oynattı, Hasan Oğuş’un deyimi ile “Allahsızlar.” Mortaç gene Judeo-Hristiyan öğeleri ile bezenmiş, benim oynamayı çok istediğim bir senaryo ile geldi oyuncularının karşılarına, keşke oynayabilseydim, ama oynayamadım.

Hasan Ali Oğuş hayatının ilk masasını WoI’de açtı, hatta o kadar kendine güveniyordu ki oyununun ortasında ekstra iki oyuncu daha dahil bile etti senaryosuna, helal olsun Hasan!

Serkan Köse , namı diğer “Gideyim o zaman” Serkan ise uzun süredir üzerinde çalıştığı Pathfinder oyununu sonunda oynatabildi, o kadar uğraşıp hazırladığı düşmanları pat pat diye öldüren oyuncuları karşısında şaşkınlığı gözlerinden okunuyordu, özellikle oyuncuların arasındaki vahşi bir dişi arkadaş en son Baron’u öldürdüğünü ve Baron’un gözleri ile bir kolye yapacağını anlatıyordu, Serkan ise olanlar karşısında akşama doğru masasındakileri toplayıp gitti.

Özgün Güneş, ben Cthulhu oynatmayacaktım bana zorla Cthulhu oynatıyorlar diyerek tartışmalara yol açtı, oyuncularını senaryoda beklenmedik öğeler ile şaşırtmayı seven bu yabani adam en son Ry’leh’e doğru tatile çıkacağını ifade etti.

Sezer Tuncel D20 Modern’e devam etti, D20 Modern kitabı bile getirmişti, bir ara çalasım gelmedi desem yalan olur açıkçası.

Evet dostlar, böyleydi işte, bir organizasyon daha geçti gitti, gelen herkese buradan teşekkür ederim, bir sonraki WoI’de görüşmek üzere!

Biterken çalıyordu: IAMX – Think Of England

Share

About Mert Günhan